Dr. Cem Duran Yazılar

Uğur Batı’nın kaleme aldığı Reklamın Dili adlı kitap, reklamların oluşum sürecini, bir yandan akademik yaklaşımla diğer taraftan sektörel bakış açısıyla inceliyor.

Antik dönemde ikna edici söylem anlamına gelen retorik, matematiksel ispatlamadan edebiyat eleştirisine, mimariden davranış bilimlerine uzanan birçok disiplini ilgilendirir. En sık karşılaşılan durumda, konuşma tonu ve şekilleriyle, duyguları ve kanıtları kullanarak, tanık göstererek iknayı amaçlayan retorik; bu amaç doğrultusunda farklı formları ve estetik biçimleri de kullanmaktan çekinmez. Bugün bu disiplin ve araçları, reklamcılık pratikleriyle yeniden hayat bulmuş durumda. Reklamcılar, ikna edici iletiler oluşturmak amacıyla, bu disiplinin kurucusu Aristo ve önemli temsilcileri Cicero, Quintilian gibi retorikçilerin izinden gidiyor. Uğur Batı’nın kaleme aldığı Reklamın Dili adlı kitap da, reklamcılığı, ticari bir retorik olarak ele alıyor. Alfa Yayınları tarafından okurla buluşturulan kitap, reklamları, görüntüsü, kelimeleri, grafiği, sloganıyla bileşenlerine ayırarak ayrıntılı bir biçimde inceleyen bir çalışma.

Karşılaşma, Danışma ve Görüşme Bürosu’ndan bugüne neler değişti

Bir Fransız hekimi olan Theophraste Renaudot’un fakirlikle savaşmak için, işverenlerle iş arayanları, alıcılarla satıcıları bir araya getirerek ilk reklam ajansı sayılabilecek Karşılaşma, Danışma ve Görüşme Bürosu’nu kurmasından bugüne 380 yıl geçti. Bunca zaman içinde reklamcılık sektörü akıl almaz bir şekilde gelişti ve değişti. İlk dönemlerinde asıl görevi, tanıtımı yapılan ürünün avantajlarını, rekabetçi taraflarını tüketicinin önüne sermekten ibaretken, ürünlerin fiziksel niteliklerinin giderek birbirine yaklaşmasıyla, reklamların amacı da farklılaştı. Artık duygular ön planda. Asıl amaç bireyle marka arasındaki duygusal bağın en doğru şekilde kurulmasını sağlamak.

Uğur Batı kitapta, reklamının bu bağı kurmak için izlemesi gereken yolları, adeta bir ders niteliğinde sıralıyor. Bir nesnenin gösterilme biçimini, onu gösterirken kullanılan kelimelerin, benimsenen sloganın önemini tarihten bugüne örneklerle açıklıyor. Kitap, reklamcının, hedef kitleye en doğru biçimde ulaşmak isteyen firma için, hangi yolları seçebileceği ve nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda da önemli ipuçları veriyor.

Işığını yansıt, yıka ve çık

Reklamın Dili adlı eserde, reklam dilinde kişileştirmenin, benzetmenin, abartının ne şekilde kullanıldığında hangi duyguyu uyandırdığına dair derinlikli bir analiz mevcut. Daha fazlasını iste, Eğlenceyi paylaş, Işığını yansıt, Yıka ve çık gibi emir cümlelerine kulak kabartan yazar, tercih edilen fiil gruplarının dahi önemli olduğunu belirtiyor: İsteyin, deneyin, alın gibi. Verilen hizmette hiçbir kusur bulunmayacağını vurgulamak için soru kalıplarının kullanılabileceğini hatırlatan Batı burada da Garanti Bankası’nın sloganı olan ‘Başka bir arzunuz?’ sorusunu ele alıyor. Kitabın son bölümünde ise reklam dilinin bir unsuru olarak cinsiyetin yeniden imajlaştırılması konusu var. Cinsel retorik olarak kadın bedeninin temsil biçimlerinin ele alındığı bu bölümde, kadın bedenini nesne konumuna indirgeyen, cinsiyetini özne konumundan düşürerek onun insan olarak varlığını yok sayan reklamlar, eleştirel bir bakış açısıyla değerlendiriliyor.

Yazının Orjinali İçin Tıklayınız.

Kitap Yazılarım